28 Aralık 2008 Pazar

Sezeryan Dogum ve Bebek Emzirme

bebek-piskoloji.jpg

Sezaryen doğum yapan bayanlarda süt gelmesi gecikebilirken normal doğumda bebek, anne sütüyle anında tanışıyor. Normal doğum sonrası süt hormanları daha çabuk salgılandığın dandolayı anneler bebeklerini daha çabuk emzirebiliyor...

Bebek için hangi doğum yöntemi daha güvenli dir?

Bebek açısından olaya baktığınız zaman normal doğumun sezaryene göre bazı avantajları var. Çünkü normal doğumda, doğum kanalına girdiği andan itibaren bebeğin akciğerlerini geliştirici hormonlar daha fazla artıyor.

Bebekte "solunum takipnesi" veya "bebeğin doğumdan sonraki geçici takipnesi" dediğimiz olay normal doğumdan sonra daha az görülüyor. Sezaryenden sonra bu durum daha sık görülüyor. Olayın bebek açısından en kötü yanı bu.


Sezaryen doğumun, gerekli prosedürler yerine getirildiğinde anne için daha güvenilir olduğunu söyleyen Prof. Dr. Neşe Kavak, bebek içinse normal doğumun sezaryene göre avantajlarının bulunduğunu söylüyor.

Normal doğum sırasında bebeğin göğüs kafesine oluşan baskı, akciğerlerindeki sıvının çok büyük kısmının boşalmasına ve nefesini daha rahat almasına neden olurken sezaryende bu durum söz konusu olmadığından, sezaryenle doğan bebeklerde solunum sıkıntıları daha sık görülüyor. Yine normal doğumla doğan bebek, anne sütüyle çok daha erken tanışıyor. Çünkü sezaryenle doğum yapan kadınlarda süt gelmesi biraz gecikebiliyor.

Istanbul Marmara Üni. Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Dünya Gebelik Bilimi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak, sezaryen ve normal doğumun bebeğe getirdiği avantaj ve dezavantajlarıyla ilgili sorularımızı yanıtlamaya devam ediyor.


Emzirme önemlidir!


İkinci avantajı, normal doğumdan sonra süt hormonları daha çabuk geliyor. Ve anneler daha çabuk bebeklerini emzirebiliyorlar. Emzirme çok önemli. Bebeğin hemen annenin memesine verilmesi gerekiyor. Sezaryenden sonra ise süt gelme olayı biraz daha gecikebiliyor. Buna bağlı bazı zorluklar yaşabiliyoruz ama her zaman değil.

Sezaryen doğumda bebek neden erken alınıyor? Bunun bir sakıncası var mı?

Normalde gebelik haftası 40 haftadır. Sezaryenle doğum yapıldığında 39. haftada gebeliği bitiriyoruz. Bunun da istatistiki bir gerekçesi var. İstatistiki olarak 39. ve 40. haftalar arasında "bilinmeyen nedenle anne karnında ölüm" diye bir durum var. Açıklanamayan bir nedenle anne karnında bebek kaybı olabiliyor. Son bir haftada bebek ölüyor. İşte bu riske engel olalım diye sezaryenle doğum bir hafta öne çekiliyor. Nadir görülen bir durum ama biz bunun riskini almıyoruz.

Agiz kokusunu onleyin

1-Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun
Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Bu nedenle diş hekimizin önerilerini mutlaka dinlemelisiniz.

2-Ağızda var olan protez ve köprüleri kontrol ettirin
Ağız içinde var olan eskimiş köprü ve protezle zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara neden olabilir. Bu durumlarda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmalısınız.

3-Sakız çiğneyin
Tükürük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Bu nedenle şeker gibi bazı hastalıklarda, pek çok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan kuru ağızlar daima kötü kokuludur. Sabahları niçin ağzınızın kötü koktuğunu merak ediyorsanız yanıt buradadır; gece boyunca tükürük salgısı azalır ve ağzınızın içindeki yemek parçacıkları uzun süre burada durur. Bakteriler de onları afiyetle kullanır ve çürütür. Böylece sabahları ağzınız kötü kokabilir. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Nane şekerleri ve tatlı sakızlar genellikle işe yaramaz ve durumu daha da kötüleştirir. Ancak xylitol içeren sakızlar da bu konuda size yardımcı olabilir.

4-Tarçın kullanın
İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. Eğer varsa tarçınlı şekersiz sakızlar da uygun bir öneri olabilir.

5-Daha fazla su için
Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükürük salgısını artırarak da yardımcı olur.

6-Asla burnunuz tıkalı uyumayın
Sinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar geceleri ağızdan nefes almamıza neden olur. Bu durum ağzı ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Azalan tükürük salgısı durumu daha kötü hale getirir. Bu nedenle kesinlikle burnunuz tıkalı uyumamalısınız.

7-Basit şeker tüketiminizi azaltın
Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar ağız içindeki bakteriler için inanılmaz bir hazinedir. Bu tür şekerleri çok kolay kullanarak hızla çoğalırlar. Basit şekerler (atıştırmalık tüm şekerli gıdalarda olduğu gibi) diş çürüklerine neden olur ve ağız sağlığını büyük bir süratle bozarlar. Bu nedenle basit şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Bu da su içmek gibi size onlarca yararın yanında ağız kokunuzun azalmasına da yardım edecektir.

8-Lokmaları iyi çiğneyin
Bu sayede yiyeceklerle tükürük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı düşer. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden koparak mideye gitmesine yardımcı olur.

9-Diş ipi kullanın
Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerlerdeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına neden olabilir.

10-Sigara içmeyin
Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğundan ağız kokusuna sebep olur. Ayrıca diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar.

En iyi zayiflama yontemleri Diyet Rejim

Diyet

Çiğ gıda diyeti

• Pişen yemeklerin besin değerinin öldüğünü savunarak gıdaların çiğ tüketilmesi prensibine dayanıyor.

• Örnek gıdalar: Suşi (Japon usulü çiğ balık), tütsülenmiş et, çiğ sebze ve meyve.

Makrobiyotik diyet

• Yüksek lif oranına ve düşük yağ miktarına sahip yemeklerle beslenmeyi öngörüyor. Vejetaryenler tarafından uygulanıyor.

• Örnek gıdalar: Sayo eti, fasulye, fındık, kepekli pirinç, sebze ve meyve.

Makrobiyotik 'te 4 altın kural

1. Sadece karnınız açken yiyin ve bir lokmayı en az 50 kez çiğneyerek yutun.

2. Günlük aldığınız gıdaların yüzde 10'u çorba, yüzde 30'u sebze, yüzde 10'u fasulye ve yüzde 50'si tahıl olmalıdır. Tüm bunların yanında meyve ve bir avuç fındık yemeniz gerekiyor.

3. Bol bol yeşil çay için. Bu sindirim sistemini hızlandırır.

4. Diyetinizi yoga ile destekleyin, böylece en iyi sonuçları alacaksınız.

Organik diyet

• Tatlandırıcı, katkı maddesi, hormon ve tarım ilaçları olmadan üretilen sağlıklı tarım ürünleri ile beslenmeyi hedefliyor.

• Örnek gıdalar: Hormonsuz süt, köy yumurtası, kepekli tahıllar, tarım ilacı kullanılmadan üretilen sebze ve meyve.

Glisemik endeks diyeti

• Karbonhidrat tüketimine dikkat ederek, kan şekerini sabit tutmayı hedefler. Genellikle şeker hastaları tarafından uygulanıyor.

• Örnek gıdalar: Arpa, çavdar ve kepekli buğday ile düşük karbonhidratlı sebzeler.

Karpuz değil elma

• Düşük Glisemik İndeks Diyeti (DGİD) yeni bir yaklaşımın ürünüdür. Bizim önerimiz, günlük kalori kısıtlamasını yaparken, yağlardan gelen kalorileri azaltmak yanında karbonhidratlarda da azaltma sağlamanız ve glisemik indeksi yüksek karbonhidratlardan uzak bir beslenme tarzını özenle sürdürmeniz.

• Böyle bir diyet ekonomik ve kalıcı bir kilo kontrolü sağlar, mantıklı ve pratiktir. Bu diyette yapacağınız tek şey; toplam kalori kısıtlamasını sürdürüp yağdan gelen kalorileri en aza indirirken ( yüzde 30), beraberinde glisemik indeksi yüksek karbonhidratları çok sınırlı bir şekilde tüketmektir.

• Herhangi bir kalori planlamasını yaparken siz 50 kalorilik bir meyve hakkınızı, elmadan değil de muzdan ya da karpuzdan yana kullanırsanız glisemik indeksi daha yüksek olan muz ve karpuz ile daha fazla ensülin salgılatacağınızı ve yüksek bir ensülin seviyesine sahip olacağınızı bilmelisiniz.

• Kilo kontrolünüzün yüksek ensülin seviyelerinde pek mümkün olmayacağını öğrenirseniz daha başarılı ve kalıcı bir kilo yönetimi sağlarsınız.

• Bunu yaparken yeterince sıvı almanız, hiçbir zaman öğün atlamamanız, porsiyon büyüklüklerine dikkat etmeniz, akşam 20.00'den sonra yemek yememeniz, geç saatlerde tüketilen besinlerin ensülin düzeyinizi ciddi düzeyde arttırıp yağ depolamanızı tetikleyeceğini hatırlamanız gerekmektedir.

• Sağlıklı beslenme ve kilo vermeye ilgili tüm doğru alışkanlıkları sürdürmeniz diyet yaparken de, sonrasında da zorunludur.

Sonoma diyeti

• Asya ve Akdeniz mutfağının karışımından oluşuyor.

• Örnek gıdalar: Yağsız et, peynir, badem, dolmalık biber, zeytin, brokoli, üzüm, zeytinyağı, çilek, domates, tahıl, her türlü deniz ürünü ve kırmızı şarap.

Nasıl uygulanıyor?

Bu diyet üç aşamadan oluşuyor.

Birinci bölüm: 10 gün sürüyor. Muz gibi tatlıyı hatırlatan meyveler yasak. Günde sadece bir bardak süt içebilirsiniz (yağsız). Nişastalı sebzeler ya da tam tahıllar (Mısır, patates, pirinç, pişmiş havuç, ekmek, kahvaltılık gevrekler) ve alkol ilk hafta yasaklar listesinde. Kadınlar için limit 1200 erkekler için 1400 kalori.

İkinci aşama: İstediğiniz kiloya gelene kadar devam ediyor. Günde bir bardak şarap içebilirsiniz. Birinci aşamada yasak olan sebze ve meyvelerden günde bir porsiyon yiyebilirsiniz. Kalori limiti kadınlar için 1500, erkekler için 1800.

Üçüncü aşama: Kilo verdikten sonra da yaşlanmayı geciktirmek için sağlıklı beslenmeye devam etmeniz gerekiyor.

Yasaklar: Hayvansal gıdalar, öğünler arası atıştırmalar, meyve suyu, kurutulmuş meyve… Şeker, ekmek, kurabiye, kraker, pirinç, peynir, katı yağ, reçel, dondurma ve hamur işleri de yasak. Sabah kahvaltısında küçük, öğlen ve akşam yemeğinde ise orta boy tabak kullanın. Bu rejimde, diyet ürünler kullanılmıyor.

Jenny Graig diyeti

• İngiltere'de çığır açan beslenme uzmanı Jenny Graig tarafından geliştirildi.

• Örnek gıdalar: Tavuklu makarna, taze sebze-meyve, her türlü sebze çorbası.

Nutri sistem diyeti

• Düşük karbonhidratlı, yüksek protein ve lifli gıdalardan oluşan bir diyet programı.

• Örnek gıdalar: Tarçınlı yulaf yemeği, kremalı brokoli çorbası, ızgara biftek.

South beach diyeti

• Amacı kişiye gıdaların beslenme değerlerini ve uygun porsiyonları öğretmek. Bu yüzden diyet programı, ilk önce düşük karbondidrat ve bol sebze ile başlıyor. İki hafta sonra çikolata ve makarna gibi bol karbonhidratlı gıdalara geçiliyor.

• Örnek gıdalar: 1'inci aşama: Sebze, yumurta, peynir, fındık, balık. 2'nci aşama: Mısır gevreği, patates ve ev yapımı ekmek.

Bölgesel diyet

• Amacı hormon dengesini sağlayarak, vücudun insülün dengesini korumak. Bunun için yüzde 40 karbonhidrat, yüzde 30 yağ, yüzde 30 protein tüketilmesini öngörüyor.

• Örnek gıdalar: Herhangi bir sınırlama bulunmuyor.

Tartı diyeti

• Amaç zayıflamak isteyen kişinin kilosunu belirli bir düzeyde tutmak. Kilo vermek isteyenler için iki farklı seçenek bulunuyor. Birinci seçenekte sadece besleyici değeri olan gıdalar tüketiliyor. İkincisinde ise tüm gıdaları küçük porsiyonlar halinde tüketilmesi öneriliyor.

kolundan penis yapildi erkek oldu

Ergenlikten bu yana erkek duyguları hissettiği için Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde 10 saat süren ameliyatın ardından kolundan alınan parçayla erkek cinsel organı yapılan 24 yaşındaki A.Ö, 20 günlük tedavinin ardından taburcu edildi.

KOÜ Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melih Çulha, A.Ö'nün 2006 yılında tedavi amacıyla üroloji polikliniğine başvurarak, ergenlik döneminden sonra kendinde erkek duyguları hissettiğini, ameliyatla erkek olmayı istediğini söylediğini belirtti.

Tetkikler ve muayene sonucunda A.Ö'de fiziksel bozukluğa rastlamadıklarını ancak Psikiyatri Ana Bilim Dalı'nca yapılan tetkiklerde kendisine, karşı cinsin duygularını hissetmesi anlamına gelen “cinsel kimlik bozukluğu” tanısı konulduğunu ifade eden Çulha, “Psikiyatri Ana Bilim Dalı'nın, bu bozukluğunun psikiyatrik olarak tedavi edilemeyeceği, erkek kimliğine dönüşmesi için cerrahi müdahale gerektiği konusunda rapor düzenlemesinin ardından A.Ö, geçen yıl kimliğini değiştirmek için mahkemeye başvurdu. Ardından A.Ö'ye erkeklik hormonu tedavisine başladık” dedi.

10 SAAT SÜREN AMELİYATLA ERKEK CİNSEL ORGANI YAPILDI

Plastik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cenk Şen'in cerrahi müdahaleyle A.Ö'nün göğüslerini erkek göğüs tipine dönüştürdüğünü, daha sonra A.Ö'nün talebi doğrultusunda erkek cinsel organı için hazırlık yaptıklarını belirten Çulha, Doç. Dr. Şen ve ekibinin de katıldığı 10 saat süren ameliyatla A.Ö'nün kadın cinsel organını kapattıklarını, sol kolundan aldıkları parçayı sıkılaştırıp damarlar ve sinirlerle birleştirilerek erkek cinsel organı ve erkek tipi idrar yolu yaptıklarını ifade etti.

“KOMPLİKASYON YOK”

Ameliyatın başarılı geçtiğini, A.Ö'nün tedavisinin ameliyatın ardından 20 gün boyunca hastanede sürdürüldüğünü bildiren Prof. Dr. Çulha, “Ameliyatla ilgili herhangi bir komplikasyon yok. A.Ö'nün psikolojisi her geçen gün daha iyiye gitti, kendini eskisinden çok daha iyi hissettiğini söyledi. Biz de hem kendisinin hem de kız arkadaşının gayet mutlu olduğunu gözlemledik. Tedavisi şu an için tamamlandı ve kendisini taburcu ettik” dedi.


Prof. Dr. Çulha, erkeklik organının fonksiyon görmesi ve yumurtalıkların yapılması amacıyla A.Ö'ye iki cerrahi operasyon daha uygulayacaklarını, bunun için yasa gereği A.Ö'nün pembe kimliğini ve adını değiştirmek amacıyla Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesine yaptığı başvurunun sonuçlanmasını beklediklerini bildirdi.

Mahkemenin başvuruyu kısa sürede karara bağlayacağını tahmin ettiklerini belirten Çulha, “Kararın ardından biz de söz konusu iki ameliyatı 6 ay ile 1 yıl içinde yapacağız. Erkeklik organının fonksiyon görmesi ve yumurtalıklar için protez kullanacağız” diye konuştu.

Çulha, her iki ameliyat için toplam 4 bin avro tutarında cerrahi malzemeye ihtiyaç duyulduğunu, A.Ö'nün parayı karşılayacak maddi güce sahip olmadığını sözlerine ekledi.