güzellik bilgileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzellik bilgileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2008 Salı

Kilo kontrolu

Kilo kontrolü neden önemlidir: Düzenli aralık­larla (haftada 2-3 kez) kilo kontrolü yapmanız hem kalp yetersizliğinizi kontrol altında tutmak hem de idrar sok-| türücü ilaç miktarını ayarlamada I çok önemlidir. Ayrıca dehidratasyon (vücudun susuz kalması)da önemlidir.

Kilo kontrolünüzü yaparken: Sabah kahvaltı­dan önce aç karnına ve herhangi bir şey içmeden, idrarınızı yaptıktan sonra, aynı saatte, aynı tartı ile, benzer giysilerle tartılın. Ölçtüğünüz kilonuzu not defterinize kaydedin.

Eğer günde 1-2 kilo, haftada 3-5 kilo almışsanız vücunuzda fazla su tutuluyor olabilir. Eğer beklenmedik şekilde haftada 1,5-2 kilo kaybediyorsanız susuz kalmış olabilirsiniz. Mutlaka doktorunuza-hemşirenize bildiriniz.

Doymus Yaglar

Kırmızı et, dondurma ve tam yağlı süt ürünlerinde bulunan doymuş yağlar, serbest radikallerin oluşmasını hızlandırır. Bir dermatologa göre, doymuş yağlar ciltte iltihaplara neden olur. Doymuş yağları azaltmanın diğer bir sebebi, gençlik hormonlarınızın seviyesini yükseltmeye olanak tanımamasıdır. Amerika Anti-Age-ing Kuruluşu’nun başkanı Dr. Vicent Giampapa tarafından açıklandığı üzere, “günlük kalori miktarımızın %10′undan daha fazla doymuş yağ almazsak gençlik hormonlarımızın üretimini artırmamız mümkündür.” Diğer bir deyişle, günde 7560 kilojoule alıyorsak, bunun 756’sı doymuş yağ olmalı.

Kötü yağların oranını düşürmek, hem ciltteki iltihaplı durumlar hem de sedef, egzama ve kepek gibi problemlerle başa çıkmada etkilidir. Aynı zamanda trans yağları ve doymuş yağları iyi yağlarla değiştirirsek cilt kanseri riskini de azaltmış oluruz.

Sağlıksız ve hızlı yaşlanmaya sebep olan yağlardan nasıl uzak duracaksınız? Yapacağınız en iyi şey bütün fast-food’lardan uzak durmaktır -özellikle de kızarmış olanlarından. Market alışverişleriniz sırasında da bütün yiyeceklerin üzerindeki hidrojene ya da yarı hidrojene ifadelerine bakın.

Stresin Guzellige Zararlari

Günümüz dünyasında stresten uzak yaşamak neredeyse mümkün değil. Stres hayatımızın her yerinde var: işte, ilişkilerimizde, sıkışık trafikte araba kullanırken, gürültü kirliliğinde, bilgi bombardımanında ve müthiş bir hızla ilerleyen teknolojik değişimlerde. Sabah kalktığımız andan itibaren, okurken, yürürken, mesaj yazarken, yemek yerken, araba kullanırken, telefonda konuşurken, e-mail atarken hep stresle iç içeyiz.

Bu stresli durumlara alışığız aslında. Ne kadar şikayet etsek de, çalışmaya programlanmış gibiyiz. Kadınların hayatları ise çok daha karmaşık! Hormon ve sinir sistemimizi alt üst eden, bu uzun dönemli kronik stresten başka bir şey değil. Tabii bundan cildiniz de nasibini alıyor.

İki insanın aynı durumda, aynı tepkileri vermediği ve birinin stresli bulduğu şeyi diğerinin öyle bulmadığı bir gerçek. Stresin kendisi aslında o kadar da olumsuz bir şey değildir; bize bir şeyleri yapma güdüsü verir. Yıkıcı olan, bizim strese verdiğimiz tepkidir. Bizi doğrudan etkileyen şey stres değil, onunla gelen sıkıntıdır. Sıkıntı, duygusal bir baskı hissettiğimizde ortaya çıkar ve buna pozitif bakamazsınız:

Vücudumuz strese üç aşamada tepki verir:
• alarm
• direnç
• yorgunluk

Alarm safhası, “savaş ya da kaç” tepkisini vereceğimiz zamandır. Vücut çok sayıda stres hormonu algılar ve bunlardan bir tanesi, kendini savaşa hazırlayan kortizoldür. Günümüzün stres kaynakları fiziksel şeyler olmasa bile, onunla savaşabilir ya da ondan kaçabiliriz. Alarm süreci bizi sonraki safhalara taşır: direnç ve yorgunluk. Yorgunluk aşamasında vücudumuzda halsizlikten hızlı yaşlanmaya kadar pek çok durumla sonuçlanan şeylerle karşılaşabiliriz.

Normalde adrenalin bezlerimiz strese karşı az miktarda kortizol salgılar ve bu miktar kontrol edilebilecek düzeydedir. Ama aşırı stres bu miktarı artırır. Kortizol genellikle “erken yaşlanma hormonu” diye bilinir, çünkü iltihapın uzun sürdüğü durumlarda gizli kalır ve bağışıklık sistemine zarar verir, kas yoğunluğunu azaltır. İnsülin ve yağın depolanmasını artırır. Tüm bu sebepler yüzünden tam bir güzellik avcısıdır.

Kronik stres, aynı zamanda sizi en çok ihtiyaç duyduğunuz güzellik besinlerinizden de mahrum eder. Birleşik Devletler Tarım Bakanlığındaki araştırmacılar, beş gün boyunca strese maruz bırakılan insanların kandaki mineral seviyelerini ölçtüler. Sonuçlar, yeterli besin alımına rağmen, kandaki bazı minerallerde %33 oranında düşüş olduğunu göstermektedir.

Stres durumunda kaybedilen en önemli şeyler C vitamini, B vitamini ve magnezyumdur. Tüm bunlar cildin ışıltısı için gereklidir. Kronik zihinsel ve fiziksel stres sırasında, magnezyum hücrelerinizden dışarı çıkar ve kanınıza karışır, oradan da idrarınızla atılır. Ne kadar stresli olursak o kadar çok magnezyum kaybederiz.

Yapılan son araştırmalar kronik stresin, hücresel seviyede yaşlanmaya neden olan biyolojik faktörleri etkilediğini göstermiştir: telomer uzunluğu, telomer aktivitesi ve oksidatif stres. Telomerler, kromozomların ucunda bulunan ve DNA ile proteinden oluşan başlıklardır. Bu telomerler yaşla beraber kısalır, ancak vücudumuzda telomeras denen ve telomerleri koruyan bir enzim bulunmaktadır. Aşırı serbest radikal etkinliğinden kaynaklanan oksidatif stresin DNA’ya zarar verdiği ve telomerlerin kısalmasını hızlandırdığını ortaya çıkaran bir araştırma yapılmıştır.

San Francisco California Üniversitesi’nde (UCSF) yapılan bir araştırma, aşırı strese maruz kalan birinin telomer uzunluğunun, maruz kalmayana oranla on yaş daha yaşlanmış birininkine eşit olduğunu bulmuşlardır. Yoğun stres yaşayan kişilerde telomoras aktivitesi azalmakta ve oksidatif stres artmaktadır. Yazar Dr. Elizabeth Blackburn ve UCSF’nin Biokimya ve Biofizik Bölümü’nde görevli Biyoloji ve Fizyoloji Profeösür Morris Herztein’e göre, “Sonuçlar şaşırtıcı: BU, kronik psikolojik stresin telomeras seviyesini düşürdüğünün, telomerlerin uzunluğunu etkilediğinin ve hücresel yaşlanmayı hızlandırdığının ilk kanıtıdır.” Gördüğünüz üzere, doğru şeyler yemenin yanında, stresi de yönetmek gerekiyor. Bu ve daha fazlasına bir sonraki bölümde ulaşabileceksiniz.

Alkolun Guzellıge Zararlari

Makul miktarda şarap üretmenin sağlığa zararlı olduğu konusunda bir araştırma yapılmadığı için hepiniz muttu olmalısınız. Aslında, her gün bir kadeh şarap içmenin, üzümde bulunan fenolik maddesi sayesinde kardiyovasküler rahatsızlıklara karşı koruduğu bilinmektedir. Şarapta bulunan flavonoidler aynı zamanda toksinlerden ve serbest radikallerden arınmayı sağlamaktadır. Yüzlerce yiyecek üzerinde yaptıkları testlerden sonra, Illinois Üniversitsi’ndeki bilim adamları “resveratrol’ün (kırmızı şarapta, kırmızı ve beyaz üzümde; bunlar dışında 72 bitki türünde daha bulunur] kanseri önleme konusundaki en etkili madde olduğunu bulmuşlardır. Resveratrolün aynı zamanda kanın pıhtılaşmasını ve LDL (kötü) kolesterolün oksidasyonunu yavaşlattığı bulunmuştur.

Antioksidanlar, özellikle de kırmızı şarapta bulunanlar, atar damarlarınızın esnekliği korumaya yardımcı olur. Esnek atar damarlar rahatlıka genişler ve cildinizin kan dolaşımından daha fazla yararlanmasını sağlar. Aslında, bir kadeh şarap bile anında yanaklarınıza pembe bir görünüm verir.

Gül hastalığından şikayetçi olanlar, dikkat edin: alkol, kılcal damarlarınızı genişleteceği için cildinizin kızarmasına yol açar. Normalde bu damarlar eski hallerine dönerler, ancak böyle bir rahatsızlığınız varsa, yüzünüzde kalıcı bir kızarıklık oluşabilir.

Arada sırada içeceğiniz bir kadeh kırmızı şarabın sizi rahatlatacağı, sindiriminizi düzenleyeceği ve sağlık kazandıracağı doğrudur. Ama aşırısını tüketmek cildiniz için hiç iyi değildir. Aşırı alkol ciltte sarkmalara ve kızaran gözlere neden olur. Neden? Tek bir sebebi var: alkol vücudunuzu susuz bırakır ve B vitaminlerini çalar. B vitamininin en önemli özelliği tırnaklarınızı ve saçlarınızı güçlendirmesi, cildinizi ışıltılı ve temiz tutmasıdır. B vitamini eksikliği sağlıksız bir cilt demektir.

Sert alkolün her bir gramı 30 kilojoule’dür ve bunun size verdiği kilojoule’ler boş besindir. İçinde vitamin, mineral ya da temel besinler yoktur.

Program süresince kırmızı şarap dışında alkol tüketirseniz, fazladan antioksidan ve susuzluğu önlemek için büyük bir bardak su içmeyi unutmayın. Alkol alırken bir şeyler yemeyi de ihmal etmeyin.

Kafainin Guzellige Zararlari

Kafein de vücudu susuz ve böylelikle cildinizi nemsiz bırakır. Diğer bir sorun, kafeinin adrenalin bezlerinizi harekete geçirip stres hormonları salgılamalarına sebep olmasıdır.

Kahve alışkanlığından vazgeçmenin ne kadar zor olduğunu ben de çok iyi biliyorum; o nedenle eğer kafeinden tamamen vazgeçemiyorsanız, günde bir fincana düşürün ve onu içtikten sonra üzerine de büyük bir bardak su için. İki günde bir, kahve yerine antioksidan yeşil çay, bitki çayı ya da içine limon suyu koyduğunuz sıcak su için. Yeşil çaydaki farklı bir kafein türü sizi biraz rahatlatacaktır.
Yeşil çay iltihap gidericidir ve antioksidan bakımından zengindir. Yapılan çalışmalar, güneşin verdği hasarı telafi etmede de işe yaradığını göstermektedir. Parlak ve güzel bir cilt için, günlük içeceklerinize çayları ve taze sıkılmış meyve-sebze sularını da ekleyin.

Kafeini çıkarılmış ürünleri tercih etmeyi düşünmeyin bile
Eğer, kafeinsiz ürünler kullanmaya başlayacaksanız bir kere daha düşünün. Kahveyi kafeininden ayırma sürecinde trikloretilen ya da metilen klorid gibi kimyasallar kullanılmaktadır. Bu kimyasallar hem sağlığınızın hem de güzelliğinizin düşmanıdır.

Detoks

Çoğu insan için detoks sözcüğü alkol ve uyuşturucuyu çağrıştırmaktadır, ancak detoksifikasyon doğal bir süreçtir. Aslında, içsel detoksifikasyon vücudunuzun en temel otomatik işlevlerinden biridir. Kalbiniz durmadan çarparken ve ciğerleriniz sürekli nefes alıp verirken, metabolik süreçler toksinlere maruz kalıp durmaktadır. Siz toksinlerinizi karaciğer, böbrekler, kolon, akciğerler, lenf ve cilt yoluyla atarsınız. Örneğin, bir fincan kahve içtiğinizde, karaciğeriniz kafeini daha zararsız bir maddeye dönüştürür ve ordan sonra bu madde idrara karışır.

Mükemmel bir detoks programı doğal arınma sistemlerinizi harekete geçirir ve vücudunuzu içindeki kimyasallardan ve toksinlerden kurtulması için cesaretlendirir. Yanlış beslenme alışkanlıkları, kirlilik, çevresel kimyasallar, hormonlar ve olağan şüpheliler -sigara, uyuşturucu, alkol ve kafein- sağlıklı bir yaşam için belli bir düzene oturtulmalıdır.

Detoksifikasyon programı vücudunuzun doğal temizliğini şu şekilde sağlar:
• organlarınızı dinlendirir (özellikle de çok yorulmuş olan sindirin sisteminizi)
• karaciğerinizi toksinlerin atımı konusunda harekete geçirir
• bağırsak, böbrek ve cilt yoluyla toksinlerden arınmayı hızlandırır
• dolaşımı hızlandırır
• vücudunuzu sağlıklı besinlerle doldurur.

Güzelliğe faydaları
Üç günlük detoks programıyla aşağıdakilere sahip olacaksınız:
• Cildiniz dinlenmiş, yenilenmiş ve canlanmış görünecek
• Cildinizin doğal parlaklığı, kılcal damar dolaşımı ve lenfatik drenajın artmasıyla geri gelecek
• Cilt kızarıklıkları, lekeler ve noktalar kaybolacak.
• Gözlerinizin akı daha da beyaz olacak
• Gözlerinizin etrafındaki koyu renk halkalar yok olacak.
• Cilt dokunuz daha pürüzsüz ve yumuşak olacak.
• İnce çizgiler daha az görünür olacak.

Detoksun diğer yararları
Bir detoks programından başka ne alabilirsiniz? Vücudunuzda biriken pislikten kurtulabilirsiniz, selülit oluşumunu önleyebilirsiniz, kaslarınız sıkılaşır ve hem cildiniz hem de vücudunuz sağlığına kavuşur. Sindirim sisteminizi temizler, vücudunuzun asit-alkalin dengesini yeniden sağlar ve organlarınızın işlevlerini daha iyi yapmasını sağlar. Detoks aynı zamanda uzun süreli değişiklikler yapmak üzere yaşam tarzınıza ve yediklerinize de şöyle bir dönüp bakmanıza sebep olur. Kısacası, detoksifikasyon sizin kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak her şeyi verecektir.

Neden detoks ?
Detoks yeni bir şey değildir. Hızlandırma -bir tür detoksifikasyon-tıptaki en eski terapötik uygulamalardan biridir. Antik Yunanların Batı tıbbının babası olarak adlandırdığı Hippocrates, hızlandırmanın sağlık getiren bir şey olduğunu söylemiştir. Binlerce yıldır Hindistan’da kullanılan Ayurvedik tıp da, hastalıkları önlemek ve pek çok kronik duruma müdahale etmek için detoksifikasyonu kullanmaktadır.

Toksin, vücudunuza zarar veren ve çeşitli etkilerde bulunan maddelere verilen isimdir. Toksisitenin bir sebebi çevresel toksinlerdir. Metabolik atıkların ve toksinlerin vücudumuza kolayca girebildiği, ama aynı şekilde çıkamadığı toksik bir ormanda yaşıyoruz. Sadece Birleşik Devletler kimya sanayi her yıl her bir Amerikalı başına 400 kilo kimyasal üretiyor ve atıyor. Bunların hepsinin sonu ülkenin suları, gıda zinciri, atmosferi ve sonunda da tüm nüfusunun vücutları oluyor. Amerikan tarımında bir kişinin yiyeceğinde her yıl ortalama 4.5 kilo tarım ilacı kullanılıyor! Avustralya’da da durum bundan pek farklı değil.

Fazlasıyla işlenmiş gıdalardan oluşan ya da dengesiz diyetler sindirim sisteminizi kötü etkiler. Toksinlerden tek etkilenen yer sindirim sisteminiz değildir. “Kötü” yağlar, alkol, kafein ve şekerin içinde bulunduğu diyetler karaciğerinizi yorar. Yediğimiz hayvanlara verilen hormonlar ve antibiyotikler, koruyucular, gıda boyaları, işlenmiş su ve gıdalar tam birer toksik yüküdür. Uzun süren zihinsel stres ve kötü duygular da bunu içeriden tetikler. Yetersiz egzersiz de buna tuz-biber olur. Vücudun doğal oksijen döngüsüyle arınması egzersize bağlıdır.

Vücudunuzun kendini koruyucu önlemleri vardır. Bu tehlikeli toksinleri mukus ya da yağ ile kuşatır ve bağışıklık sistemine zarar vermesini önlemeye çalışır. Bu başlı başına diyetinizi ve vücudunuzu yağdan uzak tutmanızı gerektirmektedir: bazı insanların toksik asitleriyle baş etmek için altı kilo yağ depo ettiklerine inanılmaktadır.

Böbrek ve bağırsaklarınızın yanında, cildiniz de detoksifikasyonda önemli rol oynar. Eğer kolonunuz toksinlerle dolarsa, karaciğeriniz görevini gerektiği yapamaz. Atamadığı toksinleri de akne, sivilce gibi şeylerle dışa vurur. Bu tür cilt bozuklukları atılamayan toksinlerle oluşmaktadır.

Detoks diyetleri
Çok sayıda detoks diyeti vardır, ancak hangisini seçerseniz seçin, aşağıdaki üç ana elementi izlemelisiniz:
• arınma
• yeniden yapılanma
• olanı koruma

Arınmak için çeşitli sıvı detokslarını uygulayabilir ya da kırmızı et, şeker, tuz, işlenmiş gıdalar, alkol, kafein gibi yiyecek ve maddelerden uzak durabilirsiniz. Detoksifikasyonun ikinci adımı sisteminizi yavaş yavaş yeniden kurmaktır. Üçüncü aşama da diyetinizde yaptığınız pozitif değişiklikleri kalıcı kılmaktır. Bu son aşama sizin 30 Günlük Mükemmel Cilt programınızdır.

Neden su değil ?
Bazı detoks diyetleri sadece sıvılardan oluşmaktadır. Birkaç gün hiç katı yiyecek tüketmemek ilginç bir deneyim olabilir! Geleneksel detoks dendiğinde akla ilk gelen sudur; ama günümüzde taze meyve-sebze suları da kullanılıyor. Taze meyve-sebze suları hücrelerinizi ve dokularınızı yeniler, vücudunuzu derinlemesine arındırır ve vücudunuzda biriken atıkların sudan daha etkili bir şekilde atılmasını sağlar. Taze meyve-sebze sularının sindirimi de kolaydır: hiçbir çaba sarf etmeden kana karışır ve detoksifikasyon sürecinizi bozmaz. Sebze-meyve suları aynı zamanda alkalize edici bir Özelliğe sahiptir. Böylelikle ürik asidi ve diğer inorganik asitleri sudan daha iyi nötralize eder. Sudan daha iyi bir arınma sağlar. Suyla yapılan detoksta vücut enerjiye ihtiyaç duyduğunda elindekilerle yetinmek zorunda kalır. Bu da metabolizmayı yavaşlatır. Ancak meyve-sebze sularında durum aynı değildir.

Suyla yapılan detoks, vücudu zorladığı için genellikle önerilmiyor. Bazen suyla yapılan detoksun fiziksel ve duygusal etkileri insanların iyileşme süreçlerini bile uzatıyor. Çok miktarda çevresel toksinle kuşatılmış halde yaşadığımız şu günlerde, bunu yapmak tehlikeli bile olabilir. Çünkü çoğu toksin yağda çözülebilir niteliktedir ve yağ hücrelerinde depo edilir. Bu gömülü atıklar ve kimyasallar sizin dolaşım kanallarınıza hızla karışabilir. Hücreleriniz yağ yakmaya başladığında, aynı zamanda içlerinde barındırdıkları bu toksik atıkları da dışarı çıkarmış olurlar. Kandaki toksin seviyesi yükseldiğinde, dokularınızda ciddi bir tahribat olacak demektir. Kimyasallar kanınızda dolaştığı sürece vücudunuz tekrar tekrar zehirlenir.

Ciltte oluşan bozukluklardan detoksla kurtulun
Mükemmel bir detoks, ciltte harikalar yaratabilir. Beslenme uzmanları yıllardır cilt tedavilerinde arınma diyetlerini ve detoks programlarını kullanmaktadır. Bunun sebebi, yanlış detoksifikasyonun, çok fazla toksinin ve yorgun karaciğerin akne, sedef, egzama, kepek, selülit, uçuk, cilt kuruluğu, impetigo (okul yaraları), vitiligo* ve siğil gibi pek çok cilt hastalığının nedeni olmasıdır.

Sindirim bozukluğu ve alerjiler de bunları tetiklemektedir. Karaciğerde işlev bozukluğu da alerjik cilt rahatsızlıklarına sebebiyet verebilir. Detoksifikasyonu ve sindirimi optimum düzeyde tutmak ve ununla beraber olası alerjileri de göz önünde bulundurmak, bir sürü yan etkisi olan ilaçları kullanmaya gerek kalmadan cildi güzelleştirebilmektedir. Yukarıda geçen cilt rahatsızlıklarından şikayetçiyseniz, bir sağlık uzmanı kontrolünde yapacağınız detoksun büyük faydasını göreceksiniz. Eğer alerjiden şüpheleniyorsanız, yine bir uzman gözetiminde diyetinize düzenlemeler getirin.

Mükemmel cilt için detoksifikasyon
Kapsamlı araştırmalar, müşteri geri bildirimleri ve kişisel deneyimlerin sonucu, besin destekleriyle yürütülen kısa süreli -3-7 gün- sıvı ile arınma süreci, toksinlerin vücuttan atılması için uygulanacak en iyi yöntemdir. Daha kısa sürede de pek çok toksinden arınabilirsiniz, ancak asıl değişiklikleri üç gün sonra görmeye başlarsınız. Program taze meyve-sebze sularından, çiğ ya da buharda hafif pişmiş nişasta-sız, düşük Gl değerli sebzelerden, günde en az sekiz bardak arıtılmış ya da mineral sudan, bitki çaylarından, sebze suyundan ve detoksifikasyona yardımcı olacak protein tozundan oluşmaktadır. Yani aslında o kadar da aç kalmayacaksınız.

3-7- günlük detoks, bütün vücut isteminizi temizler, hücrelerinize hapsolmuş besin dışı atıkları ve inorganik mineral depolarını yok eder. Mükemmel Cilt programınız için de iyi bir başlangıç olur. Kısa süreli detoks bile bol miktarda toksinden arınmanızı sağlayacaktır. Kontrol altında ve klinik ortamında olmadığı sürece, ben yedi günden fazlasını önermiyorum.

Ancak kendinizi hazırlayın! Detoksunuzun ilk iki gününde kendinizi pek de hoş hissetmeyebilirsiniz! Kısa süreli baş ağrıları, halsizlik, baş dönmesi, vücut kokusu, ağız kokusu, dil kuruması,, ishal ve hatta uçuk gibi şikayetleriniz olursa, vücudunuzun kendi kendini arındırmaya başladığını anlayacaksınız. Bu süre içinde sindiriminiz de düzene girecek. İlk birkaç gün cildinizde bazı bozukluklar görebilirsiniz. Eğer toksinleri fazla hızlı atarsanız, cildinizde yaşayacağınız sorunlar daha büyük olur. Benim önerdiğim detoks programının kolaylaştırılmış olmasının sebebi de budur.

Şimdi bir de sindirim sisteminizi ve karaciğerinizi kontrol edin. Sonra da detoks programının size uygun olup olmadığına bakalım.